Posted by uykucu in 21/04/2010

Osman Gazi ile devlet olmak, Sultan Murad ile Kosova’ya varmak… Fatih ile İstanbul’a girmek, Mimar Sinan ile farklı kıtalara çil çil kubbeler serpmek… Çaka Bey ile Adalar Denizi’ne, Barbaros ile Preveze’ye, Kurdoğlu ile Endonezya’ya sefere çıkmak… Merzifonlu ile Viyana’dan dönüş… Ve Budin’in, Nazlı Budin’in elden çıkışı…
Bin Atlının Akınları, Osmanlı tarihinden kesitler aktaran, o günlerin üslubunun tadılabileceği anekdotlarla bezeli bir kitap.
İşte kitabın arka kapağında yazan yazılar arasından bu dizeler etkili oldu kitabı almam için. 300 sayfadan fazla olması gözünüzü korkutsa bile kitabın sürükleyici olduğu adından belli oluyor sanki. Profesör Doktor İsmet Miroğlu’nun usta kalemi belli ediyor kendisini.
Olayların başlıklar altında incelenmiş olması da gerçekten okuyucuya çok büyük kolaylık sağlayan etmenlerden. Örneğin Çaka Bey başlığı altında Çaka Bey’in kim olduğundan kısaca bahsedilmiş. İşte bu neden ile okuyucu fazla sıkılmıyor. Çaka Bey deyince aklıma geldi, Yavuz Bahadıroğlu’nun kitaplarını da sizin ile ilerleyen zamanlarda paylaşacağım. Çünkü Çaka Bey’i okumak ve öğrenmek gerçekten benim gözümde büyük öneme sahip.
İşte Çaka Bey gibi bir çok önemli olay ve kişiyi kitap kısa ve öz bir biçimde mercek altına almış. Elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitap olacağından eminim. Tarih ile uzaktan yakından ilgisi olan hatta olmayan herkese tavsiye ederim
Posted by uykucu in 19/04/2010
Bir bakıyorsunuz Belçika’da bir ”Türk köyü”, bir bakıyorsunuz Himalayaların eteklerinde bulunan Keşmir eyaletinde de kendilerine Osmani diyen Türk Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği… İngiltere Parlementosu üyesi olup şimdilerde Londra Belediye Başkanlığı yarışına giren Boris Johnson’ın son Osmanlı İç İşleri Bakanı’nın torunu olduğu haberi gazete manşetlerinde çınlarken, Meksika’da bir Osmanlı çeşmesinin ortaya çıktığı notu düşüyor önümüze. Nicolas Sarkozy’nin de, Fidel Castro’nun da atalarının Osmanlı Yahudisi çıkması yetmiyormuş gibi, besteci Wagner’in Sultan Abdülaziz’den para yardımı istediğini, Abdülhamid’in Pasteur’e beraber çalışma teklifinde bulunduğunu okuyoruz hayretle.
Ve düşünüyoruz: Acaba tarihimiz hakiki çehresiyle arz-ı endam ettiğinde nasıl bir manzara karşısında kalacağız?
Misak-ı Milli sınırları içinden görmeye ve düşünmeye alıştırılmış bir neslin dramıdır yaşadığımız. Biz neydik? sorusu, ete saplanan bir kurşun gibi hemen her adımda karşımıza çıkıyor veya biz hatırlamak istemesek de, başkaları tarafından çıkarılıyor. Bunun en son örneğini, Avusturya sağının temsilcisi Andreas Möller’in ”Türkler AB’ye girerse Viyana’yı kaybederiz.” mealindeki demecinde gördük. Demek ki; dedik, bu demeci okuyunca, biz unutsak da dünya bizi unutmuyor.
Mustafa Armağan son kitabı Büyük Osmanlı Projesi’nde bu nicedir unuttuğumuz dünyanın kapılarını açıyor önümüze ve bize bir hafıza tazelemesi çalışması öneriyor. Hatırla onu ikazı kitabın her satırında karşımıza çıkıyor ve giderek Hatırla kendini uyarısına bürünüyor. Osmanlı’yı yaşadığı çağların küresel aktörü olarak konumlandıran ve bu yüzden de küreselleşmekte olan dünyamızda bunu daha önce tecrübe etmiş bulunan Osmanlıların birikimlerinden yararlanmanın önümüzü görmemize yardım edeceğini vurgulayan yazar, hem küresel tarih çalışmalarına Osmanlı’nın katkılarına atıfta bulunuyor, hem de Osmanlı tecrübesinin kendiliğinden bir oluşum değil, bilinçli bir proje olduğuna dikkat çekiyor.
Armağan, Büyük Osmanlı Projesi adını verdiği bu projenin ana hatları hakkında ufkumuzu genişletecek bilgiler veriyor ve daha da önemlisi, Türkiye’nin içine girdiği yeni gelişme çizgisinde ”Bir kere başarılan neden bir kere daha başarılmasın?” sorusunun umut vadeden kuyusu içine gömüyor okurunu.
İlk baskısı 2008 yılında çıkan bu kitap yaklaşık 300 sayfa ve gerçekten okurunu kitabın içine gömecek nitelikte. Kesinlikle okumanızı tavsiye ettiğim kitaplardan, okurken çok şaşıracaksınız
Posted by uykucu in 17/04/2010
Savaşçıların Efendisi Alparslan 1071…

Malazgirt ovasında kılınan Cuma namazından sonra bütün erler birbirleriyle helalleşmişti. Alparslan beyaz bir elbise giymişti. Askerlerine dönerek; ”Askerlerim; Burada Allah’tan başka bir Sultan yoktur. Emir ve kader tamamıyla O’nun elindedir. Bu sebeple benimle savaşmakta veya savaşmamak için uzaklaşmakta serbestsiniz. Ben de sizlerden biriyim ve sizinle savaşacağım. Eğer burda şehit düşecek olursam bu elbisem kefenim olsun, beni vurulduğum yere gömün.”
Askerler bu konuşmanın ardından heyecanla; ” Asla emrinden ayrılmayacağız” diye haykırdılar. Ve kılıcını sıyıran Alparslan ”Bismillah” diyerek atını şimşek gibi Bizans ordusu üzerine sürdü.
İşte bu dizeler ile anlatılıyor Malazgirt. O büyük savaş o büyük kumandan, Bismillah deyip giriyorlar savaşa. Sadece Allah için savaşıyorlar. İşte Allah için yapılan bir işin başarısıdır bu. Osmanlı’nın son dönemlerinde bozulması bir nevi Allah’ın emirlerinden çıkması ile başlamış ve o ulu devlet 1071 de Bismillah diyerek Anadolu’ya giren Türklerin Avrupai yaşam tarzıyla Şerefe diyerek yıkılmıştır.
Hiç bir zaman önemli olan asker sayısı veya komutanın kim olduğu değildir. Önemli olan ruhtur. Sayısı oldukça fazla düşmanda sadece komutan hırslıdır. Asker bitkin ve isteksiz savaşır. Oysa bizde asker ve komutan yan yana sırt sırta çarpışır aynı ruhla aynı istekle hareket eder. Her ne kadar sayımız az olsa bile o savaşı kazanan biz oluruz. Son örneğini Çanakkale’de vermiştik ve bunu kanıtlamıştık.
Ardından gelelim sayısal verilere kitap 300 sayfa ve elimde bulunan 3. baskı 10.000 adet. Ebubekir SUBAŞI’nın yazdığı kitapta önsöz bölümünün olmaması dikkatimi çekti.
Kitap yukarıdaki dizelerde de açıkladığımız gibi Türklere Anadolu’nun kapısını açan Malazgirt savaşını, öncesinde ve sonrasında yaşananları anlatıyor. Bizans ile ilk savaşımız ve büyük bir mağlubiyet armağan ediyoruz Bizans’a. Bizans hep bize düşman olacak ta ki 1453′te biz İstanbul’a girene kadar.
Daha fazla uzatmaya lüzum görmüyorum. Gerçekten çok sürükleyici bir kitap uykunuzu bile unutturabiliyor size, tavsiye edebileceğim kitaplar arasında. Okumanız dileği ile…
Posted by uykucu in 05/04/2010
Bu gün Turgut ÖZAKMAN’ın DİRİLİŞ isimli kitabını inceleme fırsatı buldum. Kitabı bir arkadaşımın elinde gördün kalınlığıyla biraz dikkatimi çekti. Bu kadar kalın bir kitap okunuyor ise bir özelliği vardır diye düşündüm.
Turgut ÖZAKMAN kitabında adından da anlaşılacağı üzere Çanakkale Savaş’ındaki Milli Birlik ve o atmosferde yaşanan olayları kaleme almış. Bir milletin Diriliş’ini anlatmış.
Turgut ÖZAKMAN, kitabın Önsöz bölümünde Diriliş’i yazamaya nasıl karar verdiğini ayrıca böyle bir kitabı yazmanın ne denli meşakkatli bir iş olduğunun önemini ve anlamını vurgulamış. Diriliş’i daha önce yazmak istediğini fakat kendisini cephede yüzüne kan sıçramış, dört bir yanından mermiler geçen ve her an ölüm ile burun buruna olan bir asker yerine koyamadığı yani o ruhu yakalayamadığı için yazmayı durdurduğunu, öncelikli olarak 50 yıllık bir araştırmanın meyvesi olan Şu Çılgın Türkler’i yazdığını ve bu kitabın okurdan aldığı destek sayesinde Diriliş’i yazmaya karar verdiğini ve yeniden baş başladığını dile getirmiş.
Sayısal verilere gelecek olursak . Turgut ÖZAKMAN’ın Diriliş isimli kitabı 686 sayfadan oluşmakta. Yazarımız kitabı bölümlere ayırmış. Yukarıda da adının geçtiği Önsöz bölümü karşılıyor sizi. Ardından Diriliş adlı kitabımızın başlangıç bölümüne geçiyoruz. Diriliş’in başlangıç bölümü 34 sayfadan oluşuyor ve 27 Temmuz 1914 – 27 Ekim 1914 tarih aralıklarını kapsıyor.
Diriliş’in ilk bölümü yani birinci bölüm ise 58 sayfadan oluşmakta ve 28 Ekim 1914 – 18 Şubat 1915 tarih aralığından oluşmakta. Ardından gelen ikinci bölüm 67 sayfa, 19 Şubat 1915 – 19 Mart 1915 tarihleri arası hakkında yazılmış. 20 Mart 1915 ve 24 Nisan 1915 tarihleri arasını üçüncü bölüm 41 sayfa ile anlatıyor. 129 sayfa ile kitabın en uzun bölümü olan dördüncü bölüm ise 25 Nisan 1915 – 2 Ağustos 1915 tarihleri arasını kapsıyor. Hemen ardından ise 3 Ağustos 1915 – 27 Ocak 1916 tarihlerini kapsayan 101 sayfalık beşinci bölüm geliyor.
Turgut ÖZAKMAN noktayı 1916 – 1918 yılları arasını kaleme aldığı sonuç bölümü ile koyuyor. Bu bölümün 8 sayfa olarak yayınlanması ise gerçekten ilginç geldi bana. Tüm bunların ardından ise 105 sayfalık dipnot ve açıklama bölümü okunması zor bir bölüm gibi gözüküyor gözüme. Bu konuda siz ne düşünürsünüz bilemem tabi
Diriliş’in Kaynakça bölümü 13 sayfa. Turgut ÖZAKMAN’ın hakkını vermek lazım 13 sayfa kaynakçayı dolduran, üstüne 105 sayfalık dipnot ve açıklama bölümünü oluşturan ve ne denli fazla olabileceğini tahmin ettiğiniz kaynak kitap, yazı ve dergiler Turgut ÖZAKMAN’ın araştırmacı kimliğini ortaya koyuyor. Kitabın arka kapağı ile kitabın son sayfasının arasında ise sizi bir harita karşılıyor. Çanakkale Savaş’ının geçtiği yerlere ait olduğunu tahmin ettiğim bu harita Çanakkale ve Marmara Boğazlarını kapsıyor.
Okumaya fırsatım olmadı ancak kitap diğer Çanakkale Savaş’ı kitaplarına hiç benzemiyor. Bu yargıya ulaşmamın sebebi ise ne aşırı dine yaklaşması nede dini tamamen temizlemesi yani olayları olduğu gibi din ile harmanlamıyor ayrıyetten ayriyeten dini tamamen yok sayıp yobaz bir anlatım tarzıda kullanmıyor. Kitaba göz gezdirirken edindiğim bu bilgiler sizlere okuduğunuz bu yazıyı yazmam için vesile oldu
Kitabı beğenenler olduğu kadar beğenmeyenler de olacaktır mutlaka. Ben Diriliş’den gözüme çarpan ilk izlenimler ile hareket ederek yaptım bu yorumları. İlerleyen zamanlarda kitabı okuma fırsatı bulursam eğer sizlerle hem Turgut ÖZAKMAN’ın Diriliş kitabının özetini paylaşma fırsatım olacak hemde kitap hakkındaki olumlu olumsuz ayrıntılı bir biçimde kaleme alabileceğim
Posted by uykucu in 31/03/2010
Kitap.blog.com olarak yayın hayatımıza başladık. İsminden de anlaşılacağı üzere sitemiz kitaplar üzerine kurulu. Peki neler olacak bu sitede? Sitemizde okurlarımız için yeni çıkan kitaplar öncelikli olmak üzere kitap tanıtımları, çok satan kitaplar ve kitap özetleri bölümlerimizi hazır bulunduracağız.
Bir kitabı almadan önce o kitap hakkında bilgi edinmek veya kitap alıp okumak istiyorsunuz ama aklınızda sabit bir kitap yok. İşte burada biz devreye giriyoruz. Sitemizdeki kitap tanıtımlarını inceleyebilir ve alacağınız kitap hakkında bilgi sahibi olabilir, hangi kitabı alacağınıza karar verebilirsiniz.
Diğer bir sorun ise kitap özetleri. Okumadığınız bir kitabın özetine ulaşmak isterseniz, kitap okumaya yeterince zamanınız olmadığından özetini okumak isterseniz veya kitabı okuyup özetini çıkarmanız gerekiyordur fakat siz kitabı okumak istemiyorsanız sitemizdeki kitap özetleri bölümünden kitap özetlerine ulaşabilirsiniz. Bu sayede istediğiniz kitabın özetine ulaşabilir, özeti okuyup kitap hakkında bilgi sahibi olabilir ve özeti ödevleriniz için kullanabilirsiniz.
Kitap özetlerimiz tamamen özgün içerikli yazılardır. İnternette sadece bizim sitemizde bulabileceğiniz bu özetler editörlerimiz tarafından kitap okunduktan sonra özenle yazılmaktadırlar. Bu nedenle ödevlerinizde rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Ayrıca sitemizi bir yazar hakkında ayrıntılı bilgi almak içinde kullanabilirsiniz. Yazarlar bölümümüzde bir çok yazarın hayat hikayesine ulaşabilir, yazarlar hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.
Ayrıca çok satanlar bölümümüz sayesinde çok satan kitaplara ulaşabilir ve günümüzün en çok tercih edilen kitaplarını okuma ve bu kitaplar hakkında bilgi sahibi olma şansını ele geçirirsiniz. Bu sayede pişman olacağınız bir kitabı okumaktan kurtulabilirsiniz.
İşte sitemizi bu amaçla açtık ve yola başladık. İnsan hayatında önemli bir yere sahip olan kitapları tanıtmak, kitap okumayı insanlar arasında yaymak ve insanların bilgisayar başında hem keyifli zaman geçirip hemde kitap okuyarak bilgi ve kültür seviyelerini arttırmalarını sağlamak amacı ile çıktık bu yola.
Kitaplar ile barışık olmanız ve kitaplar konusunda faydalı bir araç olmamız dileği ile …